İşkenceler

Sessizlikle Çevrili

Gözler kapandığında oda ortadan kaybolmaz; yalnızca kesinliğini kaybeder. Mesafenin, yönün ve sıradaki hareketin bilinmemesi, en küçük sesi büyütür. Bir kumaşın kıpırtısı, zemindeki tek adım, nefesin yönü… Görsel dünyanın geri çekildiği yerde dikkat başka bir biçim alır.

Benim için sessizlik yokluk değildir. Düzenlenmiş bir alandır. Fazlalıkları odadan çıkarır ve insanın reflekslerini daha görünür kılar. Kimi sessizliği doldurmak için konuşur. Kimi kendisine söylenmemiş bir emri tahmin etmeye çalışır. Kimi de ilk kez beklemeyi öğrenir.

Duymak ile uydurmak arasındaki fark

İtaat, karşıdakinin zihnini okumak değildir. Sessizlik içinde de yalnızca verilmiş olan talimat geçerlidir. Beklentiyi memnun etme telaşıyla yeni kurallar icat etmek, dikkat değil kontrolden kaçıştır. Olgun bir teslimiyet, bilmediği yerde durabilmeyi ve gerektiğinde soru sorabilmeyi içerir.

Duyusal kısıtlama ancak iki yetişkinin önceden konuştuğu sınırlar içinde anlamlıdır. Görme engellendiğinde denge, çevresel riskler ve kaygı tepkileri değişebilir. Bu yüzden fiziksel alan güvenli, iletişim açık ve güvenli kelime veya durdurma işareti kullanılabilir olmalıdır. Sessizliğin etkisi, kişinin sesini elinden almak değildir.

Sessizlik, emirlerin çoğaldığı yer değil; gereksiz olanın çekildiği yerdir.

Bir çanın tek sesi bazen uzun bir konuşmadan daha kesin olabilir. Fakat o kesinliğin altında anlaşılmış bir dil bulunur. Ben o dili aceleyle kurmam. Önce insanın sessizlikte kendisine nasıl davrandığına bakarım. Çünkü oda sustuğunda, kişinin iç sesi çoğu zaman gerçeği söyler.

Bu metin yalnızca yetişkinler arasındaki rızaya dayalı, önceden konuşulmuş dinamikleri anlatır.

← Tüm işkence yazıları