İşkenceler

Duruşun Hafızası

Bir odada nerede durduğun, çoğu zaman ne söylediğinden önce konuşur. Omuzların, ellerin, bakışın ve beklerken seçtiğin küçük hareketler; zihnin disiplinle nasıl ilişki kurduğunu açık eder. Duruş, estetik bir pozdan ibaret değildir. Dikkatin bedende bıraktığı izdir.

Verilen bir konumu korumak başlangıçta kolay görünür. Zaman geçtikçe beden kendi pazarlığını başlatır. Biraz kaymak, bakışı kaçırmak, talimatı kendince daha rahat bir hâle çevirmek ister. Burada mesele kusursuz bir heykel olmak değil; değişiklik gerektiğinde bunu dürüstçe bildirmek ve izinsizce kuralı yeniden yazmamaktır.

Disiplin ve bakım aynı odada

Her beden farklıdır. Eklem, dolaşım, denge, eski yaralanmalar ve kaygı tepkileri dikkate alınmadan dayatılan bir pozisyon, disiplin değil ihmaldir. Süreler kısa tutulabilir, destek kullanılabilir, işaretler belirlenebilir. Sahibe’nin otoritesi, karşısındakinin bedenini görmezden gelmesiyle değil; onu dikkatle okuyabilmesiyle güçlenir.

Duruş çalışmasının benim için değerli yanı, insanın kendisini yönetme biçimini göstermesidir. Rahatsızlık başladığında paniğe kapılmadan haber verebilmek, kolaylık ararken dürüst kalabilmek, emir bittiğinde bedeni yavaşça normale döndürmek… Bunların her biri ritüelin parçasıdır.

Beden emri hatırlar; iyi bir otorite ise bedenin verdiği cevabı unutmaz.

Bir minder, bir çizgi ve duvardaki saat dışarıdan sıradan nesnelerdir. Anlam, iki kişi arasında kurulmuş dilden gelir. O dilde disiplin sert olabilir, fakat kör değildir. Çünkü asıl kontrol, sınırı yok saymakta değil; sınırı görerek yoğunluk yaratmaktadır.

Uzun süreli veya zorlayıcı pozisyonlar sağlık riski yaratabilir. Bu yazı uygulama talimatı değildir.

← Tüm işkence yazıları